Kreuzberg’de yürürken Türkiyemspor Berlin’in merkez lokaline denk geldim. Aslında burası hem merkezi, hem de lokali anladığım kadarıyla.

İçeride Türkler (Bir iki de orada ne aradıklarını anlamadığım gürbüz bakan Alman) maç izliyorlardı. Girdim ve hemen girişte çay demleyen adama forma olup olmadığını, varsa satın alıp alamayacağımı sordum. O da bu işleri Ahmet Abi’nin bileceğini söyledi.

Maç izleyen kalabalığın ortasında yaşlıca, hafif kel, etrafı insanlarla çevrili olan feyzli bir abiydi Ahmet Abi (Montu sırtına asılıydı, öyle diyeyim). Artık kulüp sahibi mi, ortamın kralı mı bilmiyorum. Yanına gittim, abi dedim, ben Ankara’dan geliyorum, Türkiyemsporumuzu destekliyorum (İyelik ekleri havada uçuştu) bir forma var mı satın alabiliyor muyuz, kulübümüzü destekleyeyim dedim. Gel hele otur dedi. Yanındaki sandalyeyi boşalttılar, tam ortaya oturdum. Ortama, merkezinden girmiştim. O an havaya girdim. Bir an kendimi gelecekte bu çevrede “Vay bizim Ege geliyor, kral adamdır haa” denilen adama dönüşmüş şekilde gördüm. Ortamın göbeğinden yükselme fikri hoş gelmişti. Sonra emin olamadım.

Yanımda Karadenizli olduğunu düşündüğüm başka bir abi, diğer yanımda ise her kahvede bulunan ortamın karizmatik ama sağlam duruşlu sarısı vardı. İsmini bilmem ama, gerçek bir Tansu abiydi kendisi.

Karadenizli abi bana çay ısmarladı. Abi dedim içmeyeyim, olsun otur iç, misafirimizsin dedi. Bir süre muhabbet ettik. O sırada Almeida gol attı. Sevindik. Bursa yeniliyordu, pek kimse de siklemiyordu.

Anladığım kadarıyla buralarda Giresun’lu fazla, karadenizin diğer ülkelerinden insan da bol. Millet Trabzon maçına odaklanmıştı. Bir süre muhabbet ettik. Adam beni maça çağırdı. Gelirim umarım dedim. Pazarmış maç. 441 gün sonra ilk defa yenmiş Türkiyemspor. Bu bilgiyi daha sonra internet sitesinden aldım tabi, Ahmet abi söylemedi.

Abi dedim,

Forma?

“Valla daha bizim oyuncuların yok” dedi.

Sessizce çayımı yudumladım.

(Berlin’e, Kreuzberg’e ve Türkiyemspor lokalindeki herkese buradan selam. Çay için teşekkürler)